Sevdiğim ve beğenisine güvendiğim bir arkadaşımın tavsiyesiyle ilk kez okuduğum Melisa Kesmez’in üslubu hoşuma gitti. Dili akıcı, betimlemeler yeterli seviyedeydi. Konuyu dağıtmadan, anlatmak istediğini uzatmadan kısa ve öz olarak vermiş yazar.
Kitabı bitirdikten sonra kitabın adı neden Küçük Yuvarlak Taşlar diye çok düşündüm. Okuyanlar belki farklı bir sebep de bulabilirler. Bence keskin hatları olmayan yuvarlak taşlar önce insana huzur veriyor ama çoğaldıkça onları nereye koyacağınızı bilemiyorsunuz. Bir kavanoza da koysanız, cebinizde de taşısanız daha başka önemli şeylere yer bırakmayacak boşluklar oluşturuyorlar. O boşluklar ne görmezden gelecek kadar küçük ne de arasına başka bir şey alacak kadar büyük. Üstelik yuvarlak hatlarıyla da elinizi hiç acıtmadığı için atamıyorsunuz. Çoğaldıkça hayatınızı kangrene çevireceğini bilmeden biriktirmeye devam ediyorsunuz.
Kitapta anlatılan birinci hikayede bu yuvarlak taşlar daha belirgin. Üç kişinin hikayesi var kitapta. Aslında var olmaları birbirlerine bağlı ama hikayeleri birbirinden bağımsız. Nergis’in Hikayesi, Elif’in Hikayesi, Mehmet’in Hikayesi…
Okuyan herkesin odak noktası farklı olacaktır eminim. Benim odak noktam Nergis oldu. Annelik kavramını sorgulattı bana. Yazar kahramanlarını yargılamadan anlatmış ama ben Nergis’i çok yargıladım. İsteyerek anne olduktan sonra annelik bana göre değilmiş deme lüksümüzün olmadığına inanıyorum. O yüzden Nergis’e hak vermem mümkün değil. Şimdi kızıma baktığımda kalbimde bir tel titriyor adeta. Benim geçtiğim yaşlardan geçmesi, hayata bakışının şekillenmesi, gözümün önünde gün geçtikçe büyürken onu hala kucağımdaki minik bir bebek gibi hissetmek kalbimi sızlatıyor. Öyle anneliği de aşırı kutsallaştırmam ben. Bilirim ki neyi çok kutsallaştırıyorsak içini boşaltıyoruz. Dünyaya bir çocuk getirdiysem ölene kadar ondan sorumlu olduğumu bilirim sadece. Kendi hayatımı da ikinci plana atmam ki o da kimse için hayatını ikinci plana atmasın. Velhasıl ince bir ipin üzerinde zevkle yürümek gibidir annelik benim için. Tüm bunları hissederken çocuğunu bırakıp giden Nergis’e nasıl hak verebilirim. Cebimizdeki küçük yuvarlak taşlar bir bahane olabilir mi?
Nergis’in hikayesine o kadar odaklandım ki terk edilen Elif’in ve babası Mehmet’in hikayeleri aklımda iz bırakmadı maalesef. Ama okuması çok keyifli bir kitaptı. Sıcacık,sohbet eder gibi yazılmış bir kitap. Başka bir kitabını da okumak isteyeceğim bir yazarla tanışmış oldum. Sizi kitaplarla, yeni yazarlarla tanıştıran arkadaşlar edinin siz de…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder