8 Kasım 2016 Salı

Engereğin Gözü - Zülfü LİVANELİ

Müzisyen, senarist, politikacı ve yönetmen olan çok yönlü Zülfü Livaneli’ nin yayımlanan ilk kitabı bu.1996 yılında yayımlanan bu kitabıyla yazarlık vasfını da sonuna kadar hak etmiş oluyor bence.

Livaneli’nin yıllar önce yazdığı bu kitabı okumaya yeni fırsat bulabildim. Daha önce Serenad, Leyla’nın Evi,Son Ada,Sevdalım Hayat,Kardeşimin Hikayesi ve son olarak Konstantiniyye Oteli’ni okumuştum.Okuduğum son kitabı Konstantiniyye Oteli hayal kırıklığı yaşatmıştı bana.Kötü değildi kitap aslında,sadece Livaneli’nin neden yazdığını anlayamadığım bir eseriydi.Oysa Engereğin Gözü için Livaneli, “Bu kitabı iktidar alevinin çevresinde dönen pervaneleri anlatmak için yazdım.” demeseydi de aşağı yukarı aynı cümleleri kurardım.Yani yazarın amacıyla benim kitaptan anladığım neredeyse birebir örtüştü. Konstantiniyye Oteli’ne kıyasla çok başarılı buldum.Sadece konu olarak değil,üslup da daha etkileyici.Aralara serpiştirdiği anonim sözler,alıntılar( Evliya Çelebi ve Naima’ dan esinlendiğini ön sözde de belirtiyor zaten),kıssalar oldukça zenginleştirmiş hikayeyi.

Kitapta Osmanlı’dan bir kesit anlatılıyor ama tarihi bir roman değil. Daha çok psikolojik ya da iktidar-birey ilişkisini anlatan, insanın duygularını tahlil etmeye çalışan bir kitap diyebiliriz.

Kitapta isim kullanılmamış ama biz tarih bilgimizden yola çıkarak Sultan İbrahim dönemini anlattığını söyleyebiliriz. Sultan İbrahim Osmanlı Devleti’ nin en bahtsız padişahı belki de.Tüm kardeşleri gözleri önünde öldürülmüş ve son anda annesi Kösem Sultan sayesinde canı bağışlanmıştır.2 yaşındayken Kafes’e * kapatılmış ve tahta çıkana kadar ölüm korkusuyla yaşamıştır.Bir zamanlar onu celladın ellerinden kurtaran annesi tarafından ölüm fermanının imzalanması da ne kadar bahtsız olduğunu kanıtlıyor sanırım.

Ölüm korkusuyla beslenen bu ruhun iniş çıkışlarını Haremağası Süleyman Ağa anlatıyor bize. Haremağası ile Sultan İbrahim’in arasındaki ilişki onlardan önce de var olan ve onlardan sonra da var olmaya devam edecek olan iktidar hırsının vücut bulmuş halidir.

Haremağası padişahına derinden bağlı bir hadımdır. Zamanla yaşanan olaylar yüzünden padişaha olan duyguları da şekil değiştirir. Sultan İbrahim, tahttan indirilip tekrar bir odaya kapatılınca, ondan nefret etmeye başlar. Sonra İbrahim’i odadan çıkarıp Sultan yapma hayalleri kurar. Çünkü iktidara yakın olmak istemektedir.Daha doğrusu iktidarı elinde tutmak isteyen bir iktidarsız köledir o.İbrahim’in tekrar sultan olması içinse padişahın ve tahtın tüm varislerinin(yani İbrahim’in çocuklarının) ölmesi gerekmektedir.İktidara yakın olmak bile nasıl güçlü bir duygudur ki bir haremağasının böyle bir teklifi yapmasına neden olabilmiştir.

Bir de iktidar olan kişiyi düşünün. Üstelik öyle bir iktidar ki ; yalnız İstanbul ve Anadolu’nun  değil,Eflak-Boğdan’ın, Kırım’ın, Mısır ve Yemen illerinin, Mekke ile Medine’nin,Bağdat’ın,Cezayir’in,Belgrad’ın, Macar Krallığı’nın,Moldova’nın,Bosna-Hersek toprağının ve Makedonya ovalarının da sahibi,Allah’ın yeryüzündeki gölgesi,Peygamber Efendimizin halifesi…

Bu güce sahip hastalıklı bir ruh neler yapmaz ki. Engereğin gözünü bile kamaştıran bu iktidar kime ait olsa insanlıktan uzaklaşmaz mı?

Livaneli 147 sayfalık bu kısacık romana, Osmanlı İmparatorluğu’nun veraset sistemini, yaşanan kardeş katliamlarını,harem yaşantısını,evlat sevgisini,ölüm korkusunu,iktidar hırsını ve iktidardan vazgeçme yüce gönüllülüğünü,bir Mevlevi derviş kıssasıyla da gerçek iktidarın ne olduğunu sığdırmış.

Balkan Edebiyat Ödülü alan bu kitapta tek yanlış bir zamanlar Engereğin Gözündeki Kamaşma olan isminin kısaltılmış olması bence.

Müziğiyle olduğu gibi kalemiyle de bana hitap eden Zülfü Livaneli’nin bu alegorik** kitabını belki bir iki sene içinde tekrar okunmak üzere başucu kitaplarıma ekliyor ve kesinlikle tavsiye ediyorum.


*Kafes: Osmanlı İmparatorluğu haremi içinde tahta çıkması muhtemel şehzadelerin muhafızlar tarafından sürekli olarak ev hapsinde tutuldukları yer.


**Alegori: Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme sanatıdır.